Bu sunum, Refik Halit Karay'ın "Eskiçiden Gurbete" adlı hikâyesinde yer alan Hasan karakterinin deneyimini inceleyecektir. Hasan, İstanbul'dan Filistin'e gönderilen bir çocuk olarak, yabancı bir dünyada uyum sağlamaya çalışırken yaşadığı kültürel şok, dil sorunları ve yabancılık hissi anlatılmaktadır. Sunum, orijinal metni ve kurgusal bir metnin kıyaslanması yoluyla Hasan'ın deneyiminin derinliklerini keşfedecektir.
Hasan, vapurdan inerken deniz rüzgarının yüzüne vurduğu hissi hissetti. Filistin'in kuru toprakları, İstanbul'un yeşil bahçelerinden tamamen farklıydı. Yeni evinde, halası ve akrabaları onu sararak karşıladı, ancak Hasan, anasının kokusunu aradı. Okula başladığında, Arapça konuşamaması nedeniyle sınıfta yalnız kaldı. Bir gün, okuldan dönerken bir köpek onu takip etti. Köpek, Hasan'ın tek dostu oldu. Köpekle birlikte geçirdiği zamanlar, yabancılık hissiyle mücadele etmesine yardımcı oldu. Hasan, köpeğe "Kara" adını verdi ve onu evlat edindi. Kara, Hasan'ın yalnızlığını gideren tek varlık oldu.
Refik Halit Karay'ın "Eskiçiden Gurbete" hikâyesi, Hasan karakterinin deneyimini derin bir şekilde ele alır. Orijinal metin, göçmenlik ve kültürel uyum sorunlarını vurgularken, kurgusal metin, yalnızlıkla mücadele etme yollarını öne çıkarır. Her iki metin de, yabancılık hissiyle başa çıkma sürecini anlatır ve Hasan'ın duygusal durumunu vurgular. Sunum, bu iki metni kıyaslayarak Hasan'ın deneyiminin derinliklerini keşfetti.